Bodrum başta olmak üzere neredeyse Ege bölgesinin tamamı ağır bir iklim felaketiyle karşılaştı: Günlerce süren yağış ve beraberindeki fırtınalar bölgeye ağır bir hasar bıraktı. Her yerden felaket videoları günlerce medyayı meşgul etti. Bodrum da palına düşeni fazlasıyla aldı. Bağlı teknelerden kıyıya yakın yapılar ağır hasar aldı. Fırtına geçti, güneş açtı, biz de en büyük hasarın oluştuğu söylenen Gümüşlük yalısına indik. Baştan söyleyelim; Karşılaştığımız manzara hiç de hoş değildi.
Gümüşlük'te doğanın tahrip edici gücü kadar insanın yok edici gücü de karşımıza çıktı. Gümüşlük'ün kıyı kenar çizgisi çok net belli. Haritalarda da bu rahatlıkla görülebilir. Ancak işin içine insan faktörü girince ne kıyı kalıyor, ne de çizgi. Denize sıfır noktalarda evi ya da turistik işletmesi veya restoranı olanlar artık resmen denizin içine kadar da girmiş durumda.
Balıkçı restoranlarıyla ünlü Gümüşlük'te yazın çekilen binlerce fotoğraf sosyal medyada yayınlanırken, onun arka planında ve ayaklarının altında ağır bir doğa tahribatı yatıyor. İskelenin etrafındaki restoranlar panoramik camlarıyla müşterilerine sınırsız bir deniz manzarası sunmak için doğanın sınırlarına çelikten duvarlar örmüş. Restoranların denize bakan cephelerinin alt sınırına "kıvrılmış metalden" paneller konulmuş ve adına da dalgakıran demişler. Bu metaller bağlandıkları zeminin yükünü artırırken küçük su hareketleri dışında herhangi bir dalgayı kırabilmeleri mümkün değil.
Bunun neden yapıldığını sorduğumuz bir esnaf, belediyenin bunlar için 30.000 lira ceza yazdığını ancak mevcut hasarlarını gidermek için herhangi bir ödeme veya yardım yapmadığından yakınıyor. Ortada bir suç varsa cezası da olur ama gel de anlat. Çünkü cezayı ödeyince yaptıkları yanlarına kar kalacak sanıyorlar.
Molozları çuvalından çıkarmadan denize yaymışlar
Adeta birer sosyal medya seti gibi çalışan restoranların bulunduğu bölge ise daha da feci bir görüntüyü sahip. İnsan eliyle doldurulmuş kıyı bandı doğa tarafından eski haline getirilince bunun adına "felaket" diyoruz. Felaket aslında bu işletmecilerin oraya çuvallarla taşıdıkları inşaat molozlarıyla başlıyor. Hatırlarsınız Bodrum Belediyesi'nin sosyal medya hesapları arazi veya çevreye atılan molozların üzerine gidiyor. Onları yakaladıkları yerde cezayı basıyor ve ibret olsun der gibi, attıkları molozları kendilerine taşıtıyor.
Peki belediye "alkışlanan" bu eylemini Gümüşlük yalısında da görecek miyiz? Bu molozlarla denizi dolduranlar tek tek tespit edilecek mi?
Yasaların uygun gördüğü cezalar kesilecek mi, kesilecekse kaç paralık bir ceza olacak bu?
Ayrıca daha önceki örenkelrde olduğu gibi bu molozlar atanlar tarafından kaldırılacak mı?
Kaldırılınca da bunu belediye sosyal medya ekipleri haber yapacak mı?
Ve bu işgalin önüne geçilecek mi?
Bu konuyu elbette Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci'ye de ilettik. Ancak kendisinden bir yanıt gelmedi. İlgili birimlerle temasa geçince de gelen yanıt şöyle oldu:
Çevreyle uyumlu olmadığı ve moloz olarak değerlendirilen malzemelerle ilgili yerinde inceleme yapılarak durum tespiti yapılacak. Hafriyat tespit edilmesi, denizin doldurulması gibi bir durumda her türlü yasal işlem gerçekleştirilecektir.
Ekiplerimizin denetimleri bir taraftan devam ederken diğer taraftan sezon öncesi milli emlak müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarda bulunacağı değerlendiriliyor.
Ne diyelim takipçisi olacağız. Ancak Bodrum Belediyesi'nin hala bir açıklaması olacak mı, heyecanla bekliyorum.
Şimdi sizi Gümüşlük gerçeğini gösteren video ile başbaşa bırakıyorum: