Bodrum Bülten Özel / Ali Öztürk (Harita ve Kadastro Mühendisi)
Bodrum’un trafik çilesini, susuzluğunu ya da denize sıfır yükselen beton kütlelerini herkes konuşuyor. Ancak yarımadanın altında saatli bir bomba gibi işleyen, tapu dairelerini kilitleyen, mahkemeleri tıkayan ve planlı kentleşmeyi imkânsız hale getiren bambaşka bir kriz var: Kadastral ve jeodezik altlık iflası.
Çoğu Bodrumlu ya da buradan mülk edinen vatandaş, satın aldığı lüks villanın veya zeytinliğin sınırlarının harita üzerinde gerçekten orada durmadığını bilmez. Bir harita mühendisi olarak sahaya indiğimizde karşılaştığımız tablo, teknik bir aksaklıktan çoktan çıkıp devasa bir kentsel mülkiyet krizine dönüşmüş durumda.
Eski Paftalar, Yeni Uydular ve Santimetrelerin İntikamı
Bodrum’un kırsal mahallelerinin önemli bir kısmı, Cumhuriyet’in ilk yıllarından veya 1950’li, 60’lı yıllardan kalma, grafik (prizmatik) yöntemlerle çizilmiş kadastro paftalarına dayanıyor. O günün şartlarında taş duvarlar, asırlık zeytin ağaçları ya da kuru dere yatakları sınır kabul edilerek çizilen bu haritalar, bugünün küresel uydu konumlandırma (GNSS/GPS) teknolojisiyle çakıştırıldığında yarımada ölçeğinde metreleri bulan uyuşmazlıklar ortaya çıkıyor.
Sorun yalnızca teknik bir hassasiyet farkı değil; ekonomik rantın büyüklüğü. Metrekaresi binlerce avro eden Yalıkavak, Türkbükü ya da Gümüşlük gibi bölgelerde 40 santimetrelik bir koordinat kayması dahi komşuları kanlı bıçaklı yapmaya, inşaat ruhsatlarını mahkemelik etmeye yetiyor. Mevcut imar planları, zemindeki hatalı ve kayık kadastro altlıklarının üzerine giydirildiği için kâğıt üstünde "yol" olan yer fiiliyatta bir villanın salonundan geçiyor; kamuya terk edilmiş park alanı zeytinliğin ortasında kayboluyor.
22-a Yenileme Çalışmaları Neden Yarımadaya Yetmiyor?
Kadastro Kanunu’nun 22-a maddesi kapsamında yapılan yenileme ve sayısallaştırma çalışmaları Bodrum’un belirli bölgelerinde uygulandı, uygulanıyor. Ancak sahadaki hız, rant ve yapılaşma baskısının fersah fersah gerisinde.
Yıllar içinde zeytinliklerin etrafına çekilen keyfi taş duvarlar, tecavüzlü yollar, işgal edilen dere yatakları ve orman sınırları ile birleşen pafta hataları; 22-a uygulamalarında adeta bir kördüğüme dönüşüyor. Parsel sınırları yenilenirken komşular birbirine itiraz ediyor, askı ilanları dava yağmuruna tutuluyor ve sonuçta tapu tescilleri yıllarca kilitleniyor. Devletin haritası ile yurttaşın fiili zilyetliği arasındaki makas her geçen gün açılıyor.
Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) Olmadan Altyapı Yönetilemez
Bugün Bodrum’da patlayan her su borusu, çöken her istinat duvarı ya da sağanakta göle dönen her cadde doğrudan jeodezik ve CBS altyapısının eksikliğiyle bağlantılıdır.
Yarımadanın yer altı envanteri hâlâ güncel, katmanlı ve üç boyutlu bir CBS ortamında bütüncül olarak modellenmiş değil. Elektrik, su, kanalizasyon ve telekomünikasyon hatlarının koordinatları birbirine entegre edilmeden kazı ruhsatı veriliyor. Harita mühendisliği disiplini yalnızca "bina sınırını aplikasyondan ibaret" görüldüğü sürece; Bodrum yağmur yağdığında yüzey akış modellemesi yapılmamış derelerin gazabına uğramaya, susuz kaldığında ise nerede kırıldığı tam kestirilemeyen isale hatlarını aramaya devam edecek.
Ne Yapılmalı?
Bodrum artık yamalı bohçaya dönen revizyon imar planlarıyla yönetilemez. Yarımadanın kurtuluşu, yerin üstünü boyamaktan değil, zeminin matematiğini düzeltmekten geçer:
- Topyekûn Sayısallaştırma Seferberliği: Yarımada genelinde 22-a ve kadastro yenileme süreçleri bürokratik bir rutin olmaktan çıkarılıp genişletilmiş ekipler ve şeffaf askı süreçleriyle hızlandırılmalıdır.
- Birleşik Kent Bilgi Sistemi: Bodrum Belediyesi ve Muğla Büyükşehir Belediyesi; MUSKİ, AYDEM gibi altyapı sağlayıcılarıyla ortak, milimetrik hassasiyette dinamik bir 3B Kent Bilgi Sistemi kurmalı, kazı ve ruhsat süreçleri bu sisteme bağlanmalıdır.
- Topografya ve Eğim Esaslı İmar: Doğal vadileri, dere yataklarını ve mikro havzaları yok sayan ada-parsel bazlı planlama anlayışı terk edilmeli; arazi modeli (DEM/DTM) analizlerine dayanmayan hiçbir projeye vize verilmemelidir.
Bodrum’un geleceğini kurtarmak istiyorsak, önce bastığımız toprağın sınırını ve koordinatını doğru bilmek zorundayız. Sayısal temeli çürük bir kentin üzerine sürdürülebilir bir gelecek inşa edilemez.